
En uzaklara giden gemi yalnızlık gemisidir. Bu bir gerçektir ki: İnsan nereye giderse gitsin kendini de götürür kendisiyle. Ne de olsa insan kendinden kaçamaz. fakat bugün öğrendim ki insan yalnızlık gemisine bindi mi kendinden bile uzaklara gidebiliyormuş. Bazen biz bile uzaklara dalmıyor muyuz? Bu da bir yalnızlaşma değil midir? Bedenimizden uzaklaşma, bilincimizden kurtulma değil midir? Bazen ortamda arkadaşımıza ikinci veya üçüncü seslenişimizde, sirkilip aramıza gelmesi aslında bedenen ortamda olup, zihnen ortamdan uzaklaştığının kanıtı değil midir? Buna ortamdan uzaklaşma diyemez miyiz? Gitmeler sadece bedenen mi olur? Ruhen ve kalben de insan gidemez mi? Hatta kendisinden bile ruhen uzaklaşamaz mı? Bu soruları sınırsız sayıda çoğaltmak mümkün fakat asıl olan soru sayısından ziyade soruların bizleri zihinsel olarak yormasıdır ki bu yorgunluk, bizlerin felsefe taşına ulaşmasına neden olabilir? Uyurken ruhumuzun bedenimizden ayrılıp metafizik ötesinde yaşadıklarına şahit olmamıza rüya demişler. Buradan anlaşılıyor ki insan isteristeyerek isterse de bilinç dışı bir şekilde kendinden uzaklaşabilir. Bilinç dışı uzaklaşmak bir kenarda dursun çünkü bu gidişin dönüşü, ölüm dışında her zaman mümkündür. Ama isteyerek gemiye binen bir insanın ne kadar uzaklara gideceğini kendisinin bile bildiğini sanmıyorum. Açıkçası kendisini bile kendisiyle götüreceğine pek ihtimal vermiyorum. Gitmeler Nedensiz değildir belki bir kırgınlığın sonucudur. Belki de yalnızlığın çıkış kapısı olarak görülmüştür. Kim bilir belki de sadece gidilmek istenmiştir. Kısacası neden gidildiğini bilmek pek mümkün olmayabilir fakat kesin olan şey: Gidenin yeni sayfalar açmak için gittiğidir ve bu gidiş eğer sadece bir beyaz sayfaya başlamak içinse, kişi kendisini de götürebilir kendisiyle fakat sayfalar veya farklı bir kitaba başlamak içinse bu gidişler kişi, kendisini de götürmez kendisiyle çünkü kendisinden bile kaçmak istemiştir. İşte bu gemi en uzaklara giden gemidir ve bu yüzden adı yalnızlık gemisidir.